TAM BİR TEZAT - İsa ALTUN

Toplumun temel yapı taşlarından birisi de sağlıklı aile yapısı. Dünyada adına aile denen kurumun önemi her geçen daha da artıyor. Aile fotoğrafının yansımalarını her sahada görmek mümkün.

Kimi zaman gazetelerin 3. Sayfalarında kan ve gözyaşı ile, kimi vakit, başka platformlarda şahit olabiliyoruz. İnsanın kişilik özellikleri 0 ila 6 yaş arasında şekilleniyor. Bu bilimsel bir tespit. Korkuları, hayata
bakış açısı, yaşama sevinci ve diğer etkenler bu yaş aralığında belirginleşiyor.

Ailenin ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok. Aile sahip olduğu değerleri kuşkusuz ki, yetiştirdiği evlatlarına miras olarak bırakıyor. Onun içindir ki toplumsal değerler adını verdiğimiz ( dürüstlük, sabır, paylaşma,yardımlaşma, şefkat, merhamet, büyüklere saygı, aile bütünlüğünü koruma, yaşama sevinci ) gibi
toplumun var oluş sebepleridir. Aile kurumu içinde yer alan üyelerden birisi de gençlerimiz. Gençlerin samimiyetine ve içtenliğine koşulsuz yürekten inananlardanım. Gençlere güvenirim. İnanırım. Gençler kumpas,
hile hurda işlerinde erişkin-yetişkin yaştakiler kadar hünerli değillerdir.

Bu gözlemlerimi neye dayanarak belirttiğimi sormak isteyenler olacaktır.Söyleyeyim: Kaleme aldığım " Bir kereden çok şey olur" isimli eserin imza günleri kapsamında gittiğim eğitim kurumlarında yaşadığım tecrübelere ve deneyimlere dayanarak. Genç arkadaşlarımızla söyleşiler gerçekleştiriyoruz. Gözlerindeki yaşama
sevinci ve ışığı gördükçe ülkem adına onur duyuyuorum. Gençlerdeki dünyayı değiştirme, insanca ve daha onurlu yaşam için verdikleri mücadeleye de saygı duyuyorum. Gönlüm isterdi ki, tüm gençlerde
inandıkları bir dava ve bu dava uğruna mücadele inancı olsa. Keşke. Bu yüzden diyorum ki, nemelazımcı gençlikten ziyade sorumluluk duygusu gelişkin, duyarlı ve sorgulayan bireyler yetiştirmek zorundayız.

Beni ümitlendiren bir başka gelişme ise kitap fuarlarından gelen rakamlar. Her yıl artan kitap satışları geleceği ilişkin karamsar olmaktan birazcık ta olsa uzaklaştırıyor. Bu arada olumlu gelişmelerin yanında hoş olmayan bazı gerçekler de içimizi acıtmıyor değil. Yazamadan edemeyeceğim. YGS sınavlarında sıfır çeken öğrencilerle ilgili günlerce çok şey yazıldı. Çizildi. O konu başka bir yazı konusu. İşin tezat yanı, sınavlarda sıfır çekerek hüsran yaratan "Sıfırcı gençlik" sayısı her yıl artarak çoğalıyormuş. Şimdi bu sıfırcı gençliğin neden bu kadar arttığını sanıyorum eğitimciler ve akademisyenler araştırıyordur.

İçinde yer aldığımız iletişim çağında bilginin bu kadar hızlı ve hazır bir şekilde önümüze geldiği bir ortamda sıfır çeken öğrencilerin artışını eminim uzmanlar değerlendireceklerdir.Kişisel görüşüm, yaşanan olumsuz elişmelere paralel olarak ailenin güçlendirilmesi ve korunması sanırım ilk önceliğimiz olmalı.Çünkü herşey ailede başlıyor.Sağlıklı çocuk, sağlıklı gençlik ve sağlıklı toplumun adresi sağlıklı aile yapısı olacaktır. Gerek eğitim alanında, gerekse diğer kulvarlarda toplumsal tezatların yaşanmaması için çocukların ve gençlerin sağlıklı bir aile içinde hayata gözlerini açmaları tek dileğimiz.

 


4486228 Ziyaretçi